Enerji Tarımı ve Biyoyakıtlar

OLYMPUS DIGITAL CAMERASon yıllarda yüksek büyüme hızlarına sahip, ekstrem yetiştiricilik koşullarına kolayca adapte olan, birim alandan yüksek verim alınabilen (ortalama 20-30 ton kuru madde) ve 4 karbonlu organik bileşikleri bağlamaları nedeniyle C4 bitkileri olarak tanımlanan enerji bitkileri üzerine yapılan çalışmalar yoğunlaşmıştır. Bu bitkilere genel olarak C4 tipi bitki grubu enerji bitkileri, bu bitkilerle yapılan yetiştiriciliğe de “enerji tarımı” denilmektedir. Dünya nüfusunun hızla artması sebebiyle enerji de üretim ile tüketim arasında ki fark gün geçtikçe artmaktadır. Fosil kökenli yakıtların enerji üretiminde ki kullanımı dünya da olduğu gibi ülkemizde de oldukça yaygındır. Ancak bu durum, yenilenemeyen bu enerji rezervlerinin hızla tükenmesine aynı zamanda da çevresel tahribata neden olmaktadır.

Ormanların her geçen gün azalmasına, yer altı kaynaklarının tükenmesine, oluşan atıklar toprakların, suların ve havanın kirlenmesine sebep olmaktadır. Atmosfere büyük oranda sera gazları (CO2, CH4 gibi), asit yapıcı gazlar (SO2, NOx gibi) salınmaktadır. Sulara gübre atığı fosfat ve nitrat, toksik elementler ve bileşikler karışmaktadır. Son yıllarda ülkeler enerjide dışa bağımlılıklarının önüne geçebilmek ve fosil yakıtların neden olduğu çevre kirliliğini azaltmak için çevreyle dost, yenilenebilir, sürdürülebilir enerji kaynakları arayışına girmiştir. Ülkeler varlıklarını, bağımsızlıklarını ve ekonomilerini koruyabilmek için enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmak mecburiyetindedirler. Savaş ve zorunlu hallerde stratejik yakıt olma özelliğiyle olağanüstü hallerde ülke güvenliğini korumak amacıyla biyoyakıt üretimine yönelim gün geçtikçe artmaktadır.

Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİE) ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yaptığı ortak çalışmanın sonucunda Türkiye’nin 1.900.000 hektarlık kullanılmayan ancak tarıma uygun arazisi olduğu tespit edilmiştir. Bu arazilerin belli bir kısmında enerji tarımı yapıldığı takdirde, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığına son verecek miktarda biyoyakıt üretimi gerçekleşebilir.

Türkiye, petrol ithalatına her yıl milyarlarca dolar ödemektedir. Giderek artan petrol fiyatları, Türkiye’de alternatif enerji kaynaklarını gündeme getirmiştir. Petrole bağımlılığı ortadan kaldırmanın veya en aza indirmenin en ekonomik yolu ise “Enerji Tarımı”dır. Potansiyeller hayata geçirilebilirse, Türkiye’nin mevcut olan tarım kapasitesi 3 kat arttırılabilir. Petrol türevi yakıtların çevreye verdiği zarar düşünüldüğünde; biyoyakıtın üretimine ağırlık vermek çevre için de oldukça önemlidir.

ABD’de küresel ısınmanın giderek artan etkisine karşılık olarak enerji tarımı alternatifi üzerine ağırlık verilmektedir. Dünya’daki genel eğilim, enerji tarımının teşvik ve muafiyetlerle desteklenmesi yönündedir. Türkiye mevcut alt yapısı ve teknoloji olanakları ile biyoyakıt üretebilir ve uygulamaya hızla başlayabilir potansiyele sahip ülkelerin başında gelmektedir.

  • Enerji Tarımının Avantajları
  • Büyük ölçekte üretim imkânı
  • Verimsiz topraklara yüksek adaptasyon
  • Düşük üretim maliyeti
  • Tarım alanı başına yüksek verim
  • Düşük tarımsal girdi
  • Daha fazla CO2 sıkıştırılması
  • Pozitif fosil yakıt oranı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir